İleri Teknoloji, Geri Finansman: Dijital Sağlıkta Paradoks
Giderek yaygınlaşan dijital sağlık uygulamaları, artık klasik tedavi modellerinin önüne geçecek kadar etkili ve yenilikçi çözümler sunmaktadır. Mobil uygulamalardan giyilebilir cihazlara, uzaktan izleme sistemlerinden dijital terapilere kadar uzanan bu yeni düzlem, bireylerin sağlığını yönetme becerisini artırmakta, kronik hastalıkların önlenmesi ve erken tanısına imkan vermektedir. Ancak bu gelişmelere rağmen, dijital sağlık hizmetlerinin büyük bir kısmı hâlâ cebimizden ödediğimiz hizmetler olarak kalmaktadır.
Cepten Ödeme, Dijital Uçurum ve Eşitsizlik
Kamu ödeme sistemleri (SGK vb.) tarafından henüz geri ödeme kapsamına alınmayan dijital sağlık çözümleri, gelir düzeyi yüksek bireylerin bu hizmetlere erişmesini sağlarken, ekonomik olarak dezavantajlı kesimleri sistemin dışında bırakmaktadır. Bu durum, sadece dijital hizmetlere değil, genel anlamda önleyici sağlık hizmetlerine erişimde de ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır.
Geri Ödeme Sistemleri Değişmeli: Klinik Kanıta Dayalı, Dijital Çözümler Desteklenmeli
Bugün Almanya’nın DiGA modeli, Fransa’nın PECAN sistemi ve İngiltere’de NICE tarafından belirlenen değerlendirme kriterleri, dijital sağlık çözümlerinin kamusal finansmanla nasıl desteklenebileceğini göstermektedir. Ancak bu sistemler bile hâlâ gelişim aşamasındadır ve genellikle her ülkede ayrı ayrı başvurular gerektirmektedir.
Özellikle klinik karar destek sistemleri, yapay zekâ destekli erken tanı yazılımları ve hekim iş yükünü azaltan dijital çözümler, doğrudan hastaya fayda şartı arandığı için sistem dışı kalmaktadır. Halbuki bu sistemler dolaylı ama somut bir hasta faydası yaratmaktadır: Daha hızlı karar, daha az hata, daha etkin tedavi.
WHO Verileriyle Sağlık Ekonomisi Perspektifi
Dünya Sağlık Örgütü’nün “Going Digital for Non-Communicable Diseases” raporuna göre, dijital sağlık sistemlerine yapılacak her hasta başı 0.24 $’lık ek yatırım, 10 yıl içinde 2 milyondan fazla hayatı kurtarabilir, 5 milyon yaşam yılı kazandırabilir ve 199 milyar dolarlık ekonomik fayda yaratabilir. Bu veri, dijital sağlığa yapılan kamu yatırımının salt bireysel değil, sistemsel kazançlar sağladığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Türkiye Özelinde Öneriler: Yerli Bir DiGA Modeli Mümkün mü?
Turkiye, sağlıkta dijital dönüşüm konusunda iddialı ancak geri ödeme altyapısı dijital hizmetlere kapalı. Bunun için şu adımlar atılmalıdır:
- Dijital Sağlık Teknolojileri Değerlendirme Kurulu kurulmalı.
- Klinik olarak etkinliği kanıtlanmış dijital çözümler için hızlı değerlendirme ve onay süreci tanımlanmalı.
- Geri ödeme kriterleri, sadece doğrudan hasta çıktıları değil, dolaylı faydayı da kapsayacak şekilde genişletilmelidir.
Sonuç: Erişim, Teknolojik Bir Ayrıcalık Değil, Temel Bir Hak Olmalıdır
Dijital sağlık teknolojilerinin, klasik tedavi modelleri gibi geri ödeme listelerine girmesi, sadece hasta yararı açısından değil, toplumsal eşitlik ve sistem verimliliği açısından da zorunludur. Aksi halde dijital sağlık, sadece belli bir kesimin erişebildiği bir “sağlık lükslüğü” olarak kalmaya mahkum olur.
Bu nedenle, dijital dönüşüm sadece teknolojiyle değil, politika, finansman ve regülasyon alanlarıyla birlikte yürümelidir. Türkiye için bu, ertelenmemesi gereken bir sorumluluktur.
Kaynaklar:
- WHO. Going Digital for NCDs, 2024.
- OECD. The Economics of Digital Health, 2023.
- TUSEB, Sağlık Teknolojileri Değerlendirme Raporları, 2022.
- BfArM. DiGA Fast Track Guide, Almanya.
- NICE. Evidence Standards Framework for Digital Health Technologies, UK.
Yazar
-
Dr. Mustafa Köroğlu, iç hastalıkları uzmanı, longevity ve rejeneratif tıp girişimcisi, aynı zamanda yapay zekâ destekli sağlık stratejileri üzerine çalışan bir hekimdir. Sağlık sistemlerinin büyük çoğunluğu hastalık ortaya çıktıktan sonra tedaviye odaklanırken, Dr. Köroğlu’nun vizyonu insanları daha uzun süre sağlıklı tutabilmek ve yaşlanma sürecini biyolojik düzeyde yaavaşlatmaktır. Bu amaçla, LifeRegenera™ adlı kişiselleştirilmiş longevity platformunu kurmuştur. LifeRegenera; biyobelirteç zekâsı, rejeneratif tedaviler ve yapay zekâ destekli sağlık stratejilerini bir araya getirerek biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmayı ve sağlık süresini uzatmayı hedeflemektedir.
Ayrıca, StiNeuro NeuroWellness Center’ın kurucusu olan Dr. Köroğlu, burada QEEG destekli nöromodülasyon, bilişsel sağlık takibi ve zihin-beden performans stratejilerini birleştiren nörobilim temelli mental optimizasyon çalışmaları yürütmektedir. Bunun yanında, L.I.F.E. – Longevity Institute of the Future | Education & Innovation adlı global oluşumu kurarak, longevity tıbbı eğitimi, klinisyen sertifikasyonu ve çok disiplinli sağlık inovasyonlarının gelişmesini desteklemektedir.
Kariyeri boyunca başhekimlik ve genel müdürlük görevlerinde bulunmuş, NATO destekli medikal misyonlarda yer almış ve 15’ten fazla ülkede anahtar teslim hastane projelerini yönetmiştir. Aynı zamanda SanalBee (yapay zekâ tabanlı sanal hastane ve tanı destek platformu) ile Edutitute (üniversite temelli online sağlık ve sürekli eğitim programı) girişimlerinin de kurucu ortağıdır.
Dr. Mustafa Köroğlu’nun güncel çalışmaları; glikan biyobelirteçler ve epigenetik yaş takibi, bilişsel dayanıklılık için nöroteknolojiler ve yapay zekâ, rejeneratif tıp ile yaşam tarzı protokollerini bütünleştiren ölçeklenebilir longevity klinik modelleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli olarak çalışan Dr. Köroğlu, Orta Doğu ve Orta Asya’da longevity ekosistemlerinin gelişmesi için uluslararası araştırmacılar ve kurumlarla iş birliği yürütmektedir. Tıbbın geleceğini şekillendirmek üzere longevity, nörobilim ve inovasyonu bir araya getiren vizyoner bir liderdir.