Sağlık, uzun yıllar boyunca sadece hastalık yokluğu olarak tanımlandı. Ancak artık biliyoruz ki, sağlık; genetik mirasınız, çevresel faktörleriniz, beslenmeniz ve yaşam tarzınız arasındaki karmaşık bir etkileşimin sonucudur. Bu noktada karşımıza çıkan en heyecan verici bilimsel alanlardan biri epigenetik, diğeri ise nutrigenomiktir. Klinik pratiğimde artık hastalarıma sadece neye sahip olduklarını değil, bu sahip oldukları şeylerin vücutta nasıl işlediğini de soruyorum. Çünkü genleriniz her şeyi belirlemez. Ama onların işleyiş tarzı, hayatınızın kalitesini belirleyebilir.
Epigenetik: Genetik Kodun Ötesi
Epigenetik, genetik kodu değiştirmeden genlerin ifade edilme biçimini düzenleyen biyolojik mekanizmalardır. DNA metilasyonu, histon modifikasyonları ve non-kodlayıcı RNA’lar gibi epigenetik öğeler, hangi genin aktif olacağını, hangisinin sessiz kalacağını belirler. Bu durum, aynı genetik yapıya sahip bireylerde bile farklı hastalık riskleri veya yaşam tarzına verilen farklı tepkiler ortaya çıkmasını sağlar (Stefanska & MacEwan, 2018).
Klinikte görüyoruz ki, bazen bir birey genetik olarak herhangi bir hastalık riskine sahip olmasa bile, yaşadığı çevre, geçirdiği travmalar veya kronik stres gibi durumlar nedeniyle belirli genler susturulabiliyor ya da gereksiz yere aktive olabiliyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Genler silahsa; tetiği çeken epigenetik ortamdır.
Nutrigenomik: Beslenmenin Genlerle Diyaloğu
Besinler, sadece enerji kaynağı değildir; onlar aynı zamanda birer biyolojik sinyaldir. Nutrigenomik, besinlerin gen ekspresyonu üzerindeki etkisini incelerken; nutrigenetik, bireyin genetik yapısına göre besinlere verdiği yanıtları açıklar.
Nutrients dergisinde yayınlanan geniş kapsamlı bir çalışma (Di Renzo et al., 2019), nutrigenomiğin kronik-dejeneratif hastalıklar üzerindeki etkisini ortaya koymuş; bireylerin genetik yapısına uygun beslenme planlarının, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini anlamlı ölçüde azaltabileceğini göstermiştir.
Bu bilgiyi kliniğe taşıdığımda hastalarıma şunu söylüyorum: Aynı diyeti uygulamak zorunda değilsiniz. Sizin DNA’nız size özgü bir mutfak diliyle konuşur. Bizim işimiz, bu dili anlamak ve sizin biyolojinize uygun bir şekilde yanıt vermek.
Polimorfizmler: Genetik Çeşitliliğin Kliniğe Yansıması
Her bireyin DNA’sı, milyonlarca farklılık (polimorfizm) barındırır. Bu farklılıklar, bir besin öğesinin metabolize edilme biçimini, bir ilaca verilen yanıtı ya da bir egzersiz protokolüne verilen tepkileri bile değiştirebilir.
J Prev Med Hyg dergisinde yayınlanan bir derlemede (Kiani et al., 2022), nutrigenetik ve metabolomik analizlerle, bireylerin optimal sağlığını koruyabilecek beslenme çözümlerinin geliştirilebileceği ifade edilmiştir. Bunu bir hastamın vitamin D reseptör genetik varyantını gördüğümde doğrudan tecrübe ettim. Takviye alıyordu, düzenli besleniyordu, ancak metabolik etkisini göremiyorduk. Nedeni, genetik kodda yatan bireysel farklılıktı.
Epigenetik Kanser Mekanizmaları ve Beslenme Etkisi
Kanser gibi kompleks hastalıklarda bile epigenetik modifikasyonların rolü artan şekilde vurgulanmaktadır. Wu ve arkadaşları (2016), meme ve prostat kanserinde DNA metilasyonu gibi epigenetik değişikliklerin, hem hastalığın ortaya çıkmasında hem de tedaviye yanıtta önemli olduğunu ortaya koymuşlar. Dahası, bu epigenetik yapılara beslenme yoluyla müdahale edilebileceği ve tedaviye destek olabileceği gösterilmiştir.
Bu, benim için sadece bilimsel bir bilgi değil, aynı zamanda kliniğime yön veren bir çıkarsamaya dönüştü: Hücresel düzeyde yapabileceğimiz müdahaleler, klinik sonucu etkileyebilir. Ve bunun yolu, moleküler düzeyde analiz yapmaktan geçiyor.
Kısacası: Genler Size Bir Senaryo Sunar, Rolü Nasıl Oynayacağınız Size Bağlı
Bugün elimizdeki bilimsel verilerle biliyoruz ki; genetik altyapımız bir kader değil, bir potansiyeldir. Bu potansiyelin nasıl işleneceği ise epigenetik mekanizmalar ve beslenme başta olmak üzere yaşam tarzımız tarafından belirleniyor.
Kaynaklar:
- Stefanska B, MacEwan DJ. Epigenetics and Pharmacology. Br J Pharmacol. 2018.
- Di Renzo L et al. Role of Personalized Nutrition in Chronic-Degenerative Diseases. Nutrients. 2019.
- Kiani AK et al. Polymorphisms, Diet and Nutrigenomics. J Prev Med Hyg. 2022.
- Wu Y et al. Epigenetics in Breast and Prostate Cancer. Methods Mol Biol. 2016.
Yazar
-
Dr. Mustafa Köroğlu, iç hastalıkları uzmanı, longevity ve rejeneratif tıp girişimcisi, aynı zamanda yapay zekâ destekli sağlık stratejileri üzerine çalışan bir hekimdir. Sağlık sistemlerinin büyük çoğunluğu hastalık ortaya çıktıktan sonra tedaviye odaklanırken, Dr. Köroğlu’nun vizyonu insanları daha uzun süre sağlıklı tutabilmek ve yaşlanma sürecini biyolojik düzeyde yaavaşlatmaktır. Bu amaçla, LifeRegenera™ adlı kişiselleştirilmiş longevity platformunu kurmuştur. LifeRegenera; biyobelirteç zekâsı, rejeneratif tedaviler ve yapay zekâ destekli sağlık stratejilerini bir araya getirerek biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmayı ve sağlık süresini uzatmayı hedeflemektedir.
Ayrıca, StiNeuro NeuroWellness Center’ın kurucusu olan Dr. Köroğlu, burada QEEG destekli nöromodülasyon, bilişsel sağlık takibi ve zihin-beden performans stratejilerini birleştiren nörobilim temelli mental optimizasyon çalışmaları yürütmektedir. Bunun yanında, L.I.F.E. – Longevity Institute of the Future | Education & Innovation adlı global oluşumu kurarak, longevity tıbbı eğitimi, klinisyen sertifikasyonu ve çok disiplinli sağlık inovasyonlarının gelişmesini desteklemektedir.
Kariyeri boyunca başhekimlik ve genel müdürlük görevlerinde bulunmuş, NATO destekli medikal misyonlarda yer almış ve 15’ten fazla ülkede anahtar teslim hastane projelerini yönetmiştir. Aynı zamanda SanalBee (yapay zekâ tabanlı sanal hastane ve tanı destek platformu) ile Edutitute (üniversite temelli online sağlık ve sürekli eğitim programı) girişimlerinin de kurucu ortağıdır.
Dr. Mustafa Köroğlu’nun güncel çalışmaları; glikan biyobelirteçler ve epigenetik yaş takibi, bilişsel dayanıklılık için nöroteknolojiler ve yapay zekâ, rejeneratif tıp ile yaşam tarzı protokollerini bütünleştiren ölçeklenebilir longevity klinik modelleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Türkiye ve Birleşik Krallık merkezli olarak çalışan Dr. Köroğlu, Orta Doğu ve Orta Asya’da longevity ekosistemlerinin gelişmesi için uluslararası araştırmacılar ve kurumlarla iş birliği yürütmektedir. Tıbbın geleceğini şekillendirmek üzere longevity, nörobilim ve inovasyonu bir araya getiren vizyoner bir liderdir.