Yeni üyelere özel fırsatlardan yararlanmak ve tüm içeriklere erişim için bugün kayıt olun! Kayıt ol>

Ülkemizde Eczacılık Eğitimine Kısa bir Bakış

Ecz. M. Vedat Eğilmez

Eczacılık, Dünyanın en eski mesleklerinden biri hiç kuşkusuz. Hastalıklar ve imkanlar dahilinde iyileştirme uğraşları insanlık var olduğundan beri vardır diye düşünmeden edemiyor insan. Antik çağlarda bitkilerden elde edilen karışımlarla başlayan tedavi yöntemleri günümüzde Genetik ve Kişiselleştirilmiş Tıp, Nanoteknoloji ve Biyoteknoloji, Hücresel ve Rejeneratif Tedaviler, Farmakogenetik ve Akıllı İlaçlar, Genişletilmiş İmmünoterapiler, Quantum Tıbbı ve daha nice yenilikçi tedavilere dönüşüyor. Hiç şüphesiz bu değişimin içerisinde eczacılığında yerini alması, bu hedeflere doğru gidecek rotada eğitimini, müfredatını, uygulama yöntemlerini saptaması ve mesleğe bu yönde bir ivme kazandırması kaçınılmaz. Ancak ülkemizde bunların konuşulmasına bile imkân bulamadan bambaşka bir sorunun içerisinde buluyoruz mesleğimizi. Nedir bu sorun diye merak ediyorsanız haydi gelin o sorunu gözler önüne serelim.

Türkiye’de eczacılık öğretimi 1839’da başlamıştır. O günden günümüze Eczacılık eğitimini 5 dönem altında toplamak mümkündür.

  1. Eğitimin başlangıç dönemini ‘’Tıbbiyelerde Eczacı Sınıfı Dönemi’’ olarak adlandırabiliriz ve 1909 yılına kadar sürmüştür. 
  2. 18 Kasım 1908’de Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiyenin “Tıp Fakültesi” olarak adlandırılmasının ardından eczacılık öğretimi “Tıp Fakültesi Eczacı Sınıfı” olarak sürdürülmüştür. Bu döneme de ‘’Tıp Fakültesine Bağlı Eczacı Mektebi (Eczacı       Mekteb-i Âlisi) Dönemi’’ denilmektedir ve 1933’e kadar sürmüştür. 
  3. Atatürk’ün gerçekleştirdiği 1933 üniversite reformu ile Darülfünun kapatılıp yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuş ve Eczacı Mektebinin öğretim programının tıptan çok fen bilimlerine yakın olması gerekçesiyle Tıp Fakültesi Eczacı Mektebi, Tıp Fakültesinden ayrılarak ismi İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Eczacı Mektebi şeklinde değiştirilmiştir. Bu yeni dönemi de ‘’Fen Fakültesine Bağlı Eczacı Okulu Dönemi’’ olarak adlandırmaktayız. Bu dönem 1944’e kadar devam etmiştir. 
  4. 1933 üniversite reformu ile İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Eczacı Mektebi şeklinde adı değiştirilen okul, 1944 yılında bu kez yeniden Tıp Fakültesine bağlanmış ve adı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacı Okulu olmuştur. Bu döneme de ‘’Tıp Fakültesine Bağlı Eczacı Okulu Dönemi’’ denilmektedir ve 1961-1962 eğitim yılına kadar sürmüştür.  
  5. Öğretim üyelerinin Eczacı Okulunun, “fakülte” hâline getirilmesi çabaları ancak 1960 yılında gerçekleşmiştir. Böylece Cumhuriyet Dönemi’nin ilk “eczacılık fakültesi” olan Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, 1960 yılında kurulmuş ve öğretime 1961-1962 öğretim yılında başlamıştır. Ardından İstanbul, İzmir ve Eskişehir (Ank. Ü. Ecz. Fak.; İst. Ü. Ecz. Fak.; Hacettepe Ü. Ecz. Fak.; Ege Ü. Ecz. Fak.; Marmara Ü. Ecz. Fak.; Gazi Ü. Ecz. Fak. ve Anadolu Ü. Ecz. Fak.) olmak üzere dört şehirde yedi fakülte sırasıyla eğitimlerine başlamıştır. Günümüze kadar uzanan bu dönem ‘’Eczacılık Fakülteleri Dönemi’’ olarak adlandırılmaktadır (1). 

 

Türkiye’de ve Dünyada Eczacılık Mesleğine Sayılar Üzerinden Bakış

 

Uzun yıllar yedi fakülte olarak devam eden Eczacılık Eğitiminde o dönemlerde en önemli problemlerin başında özellikle meslek derslerinde Eczacı akademisyenlerin sayıca çok yetersiz olması nedeniyle bu açıkların Kimya, Veteriner ve Tıp fakülteleri hocaları ya da yurt dışından gelen öğretim üyeleri ile karşılanmaya çalışılması gelmiştir. Yıllar içerisinde adı geçen öncü Fakültelerimizde eczacı akademisyen sayıları artmış ve özellikle meslek derslerinde ihtiyacı karşılama noktasına gelinmiştir.  

İlerleyen yıllarda ise ve özellikle 2000 lerden sonra giderek gündemi kaplayan konulardan biri ülkemizde sayıları anormal artış gösteren Eczacılık Fakülteleri ve mezun olan eczacıların sayıca çokluğu olmuştur. Sonuçta özellikle eczacı akademisyen sayılarındaki yetersizlik yetmişli yıllardaki gibi yeniden baş göstermiş ve eğitimin kalitesi de sorgulanmaya başlamıştır. Peki ama akademisyen sayılarındaki yetersizlik mi bizi asıl endişelendirecek olan yoksa Ülkemizde pek çok meslek dalında olduğu gibi eczacılık mesleğinde de ihtiyacın çok üstünde olan Fakülte ve mezun sayıları mı?

Hiç şüphesiz bir ülkenin her alandaki ihtiyaçları kısa, orta ve uzun vadeli planlarla düzenlenir. Ülkemizde de bilindiği gibi sonuncusu 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı (2024-2028) olmak üzere yaklaşık 60 yılı aşkındır planlı bir kalkınma yapılmaya çalışılmaktadır. Ancak özellikle 2000 yılından sonra Eczacılık alanında Devlet ve Vakıf Üniversitelerinin Eczacılık Fakülteleri sayısında çok ciddi bir artış meydana gelmiş ve KKTC’deki fakültelerle birlikte sayıları 60’a dayanmış hatta bunun da üzerine çıkmıştır. 

 

Tablo1. Türkiye’deki Eczacılık Fakülteleri (Aralık 2024) 

İstanbul (18) Eskişehir (1)  Diyarbakır (1) Malatya (1) Tokat (1)
Ankara (8) Erzurum (1) Kayseri (1) Trabzon (1) Edirne (1)
İzmir (2)  Sivas (1) Erzincan (1) Kocaeli (1)  Van (1)
Adıyaman (1) Adana (1)  Elâzığ (1) Samsun (1) KKTC (8) 
Afyon (1) Zonguldak (1)  Şanlı Urfa (1) Konya (1) TOPLAM

60

Ağrı (1) Düzce (1) Mersin (1)  İsparta (1) 

Tablodan da görüldüğü gibi KKTC haricinde toplan 27 şehirde 52 Eczacılık Fakültesi eğitim vermektedir. Bu sayı KKTC’deki fakültelerle birlikte 2024 sonu itibarı ile 60’a dayanmıştır. 

Ülkemizde ortaya çıkan bu durumun değerlendirmesini kuşkusuz gelişmiş ülkelerdeki ihtiyaçlar, bunların karşılanma biçimini gösteren raporlarla kıyaslayarak yapmak en doğru yoldur diye düşünüyorum.

 

Dünyada Durum Nedir?  

Türkiye dışındaki gelişmiş ülkelerdeki duruma bakmak için yakın zamanda yayınlanmış iki farklı raporu göz önüne almam gerekti. 

  1. Health at a Glance 2025 OECD Indicators (Sağlığa Genel Bakış OECD Göstergeleri) (2).  
  2. Eurostat: Healthcare personnel statistics-dentists, pharmacists and physiotherapists 2025 (Sağlık personeli istatistikleri-diş hekimleri, eczacılar ve fizyoterapistler) (3).  

Her iki raporda her yıl düzenli olarak yayınlanmaktadır. Bu raporlar sağlık alanına çok geniş bir açıdan bakarken aynı zamanda sağlık personelinin farklı ülkelerdeki verilerini karşılaştırmaya olanak sağlamaktadır.

İlk rapor tüm OECD ülkelerini incelerken ikinci rapor 27 AB ülkesi yanında yine kıta Avrupa’sında yer alan Türkiye, Moldova, Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Karadağ’a atıf yapmaktadır. 

Özellikle ilk raporda 40’a yakın ülke bulunduğu için, çok fazla rakamlara boğulmamak açısından ülkeleri seçerken mesleğimiz açısından örnek olabilecek, regülasyonları açısından düzgün ülkeleri seçmeye ve bunlar arasında ilaç fiyatlarının belirlenmesinde TİTCK tarafından referans olarak alınan Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan’ın da bulunmasına özen gösterdim.

Tablo 2: Ülkelerde  Eczacılık Fakülte ve Mezun Sayıları  

Ülkeler Nüfus

(Milyon)

 

Eczacılık Fakülte Sayıları Eczacılık Fakültesi Mezun sayıları (3
2013 2018 2023
Fransa 67  24 3210 2612 3281
İtalya 59 27 4841 5098 4044
İspanya 48 12 2606 2515 2624
Portekiz 10 9 1156 934 941
Yunanistan 10 3 332 330 430
Almanya 84 22 1947 2281 2507
Belçika 12 8 591 550 664
Danimarka 6 3 149 238 194
Finlandiya 5.7 3 298 316 306
İsviçre 9 4 205 223 247
Türkiye 88 60 (2024) 1118 1723 3162
AB DIŞI ÜLKELER
ABD 348 146 2023 de 12,639
Kanada 40 10 Yıllık ortalama 1,300 mezun 
Japonya 125 73 2023 de 11,070
Güney Kore 52 29 2023 de 2,021
  • Ülke nüfusları için: Countries in the world by population (2025)

https://www.worldometers.info/world-population/population-by-country/

  • Fakülte sayıları için: List of Pharmacy Schools

https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_pharmacy_schools#S

  • Mezun sayıları için: Eurostat: Healthcare personnel statistics-dentists, pharmacists and physiotherapists (3). 

Buna göre ülkelerde fakülte başına düşen nüfus İspanya ve Kanada’da 4 milyon iken, Almanya’da 3,8, ABD’de 2,38, Türkiye’de 1,46 milyondur. Türkiye’ye en yakın ülke 1,5 milyon ile Belçika, daha altında olan tek ülke ise 1,1 milyon ile Portekiz’dir.  

Mezun sayılarında ise Türkiye’deki büyüme artan Fakülte sayıları ile doğru orantılı olarak seyretmiş ve son on yılda yaklaşık 3 kat artmış bulunmaktadır. Tablodaki son verinin 2023 yılına ait olduğunu düşünürsek geçen 2 yıl içerisinde ilk mezunları veren fakültelerle bu rakamın daha artmış olabileceğini varsayabiliriz. Nitekim 14 Mayıs 2025 tarihli TEİS’ in (Tüm Eczacı İşverenler Sendikası) yazısında 2017 yılında 584 olan mezun sayısının 2013’ de 3,162’ ye çıktığı, 9,500’ün üzerinde eczacının ise işsiz olduğu belirtilmektedir (4).  Öte yandan halen eczacılık fakültelerinde eğitimi devam eden öğrenci sayısı ise 25,524’ tür. 

2023 yılında AB’deki 27 ülkede toplam mezun sayısı ise 20,300 olarak kaydedilmiştir.

Üzerinde durmak istediğim diğer iki tablo ise Türkiye’nin de dahil olduğu OECD ülkelerindeki eczacı ve toplum eczanesi sayılarıdır. 

Özellikle ülkemizde mezunların büyük bir çoğunluğunun eczane açmak niyetiyle Fakültelere girdikleri öteden beri bilinen bir gerçek. Bu iki tablo aslında ülkelerin eczacılık alanında yaptıkları orta ve uzun vadeli planların da bir yansımasıdır. 

Grafik 1: Aktif Eczacı Sayıları (2

      

2023 yılı sonu itibarı ile AB’de en yüksek eczacı sayısına sahip ülkelerin başında 82.000 ile İtalya, 62,643 ile Fransa, 59,677 ile İspanya ve 56,219 ile Almanya gelmektedir. Türkiye’ de ise bu rakam 42,240 dır. Türkiye OECD ortalamasına göre %56 bandında yer almaktadır.  

Son yıllarda anormal artış gösteren Eczacılık Fakültesi sayısının sanki bu %56 oranına bakılarak planlanmış olacağını düşünmeden edemiyor insan. Oysa sonraki sayfada göreceğimiz gibi eczacı sayısının yüksek olduğu AB ülkelerinde (Yunanistan hariç) eczacılar toplum eczanesi dışında alanlara daha çok yönelmişler ve bu alanlarda mesleki becerilerini gösterme imkanlarını bulmuşlardır. Bu ülkelerde eczacı sayısının fazla olduğundan bahsedilmemektedir. 

Grafik 2: Toplum Eczanesi Sayıları (2

2023 yılı sonu itibarı ile nüfusa oranla eczane sayısı yönünden Türkiye OECD ortalamasının %117 üzerinde bulunmaktadır.  Oysa bir önceki grafikte Türkiye’deki eczacı sayısı OECD ortalamasına göre %56 idi. Buna göre ülkemizde mezunların büyük çoğunluğunun eczane işletmeye başladığını söylemek hiç de yanlış olmaz.  Bu durumla ilgili grafiği ve yorumunu ilerleyen kısımlarda görebileceğiz.

Tablo 3: Sağlık Personelinin Sektörlere ve Ünvanlara Göre Dağılımı (5)    

T.C. Sağlık Bakanlığı her yıl ‘’Sağlıkta İnsan Kaynakları İstatistiği’’ yayınlamaktadır. Aşağıda sunduğumuz tablo 2024 yılı sonunda hazırlanan rapordan alınmıştır. Bu tablodaki rakamlar da yine aktif olarak çalışan personeli işaret etmektedir.

Tabloda özel başlığı altındaki rakama toplum eczaneleri ve eczanelerde görev yapan 4,763 ikinci eczacı ve yardımcı eczacı da eklenmiş durumdadır. Özel hastanelerde görevli eczacıların dahil olup olmadığı hakkında raporda bir açıklama yapılmamıştır. Bu rakama ilaç endüstrisinde ve ecza depolarında çalışmakta olan ve halen aktif olarak çalışmayan eczacılar dahil değildir. Bunlarında dahil edilmesiyle toplam eczacı sayısının ülkemizde 55,000’i bir hayli aştığını tahmin edebiliriz. 

Nitekim Kasım 2025 tarihinde Ankara’da yapılan 45. Türk Eczacılar Birliği Kongresinde, halen Birliğe kayıtlı 55,748 eczacının bulunduğu (34,056 kadın, 21,692 erkek olmak üzere) dile getirilmiştir (6).

Ülkemizde eczacıların en yoğun olarak çalıştığı alan toplum eczaneleridir.  6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 5. Maddesine 2014 yılında eklenen fıkra ile ‘’Serbest eczane sayıları, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre en az üç bin beş yüz kişiye bir eczane olacak şekilde düzenlenir. Hiç eczanesi olmayan yerleşim birimlerinde nüfus kriterine bakılmaksızın bir eczanenin açılmasına müsaade edilir’’ şeklinde düzenleme yapılmıştır. Buna göre halen 31.000’ in üzerinde eczane olduğu düşünüldüğünde ülkemizde nüfusa göre bu rakamın totalde çoktan aşıldığı (bazı ilçeler dışında) görülmektedir.  Bir yandan bu gerçekle yüz yüze iken bir yandan da yıllar içinde katlanarak artan mezun sayıları mesleğin ülkemizdeki geleceği hakkında kaygılar ortaya koymaktadır. 

Tablo 3: Ülkelere Göre Eczacı ve Eczane sayıları/oranları (x

Ülkeler Eczacı Sayıları 100,000 nüfusa Eczane Sayıları 

100,000 nüfusa

Eczacı/Eczane Oranı

%

2021 2023 2025 2021 2023 2025 2021 2023 2025
Fransa 103 92 92 32 31 31 31 34 34
İtalya 126 128 140 32 33 33 25 26 24
İspanya 123 126 123 47 47 47 38 37 38
Portekiz 93 98 99 28 28 28 30 29 28
Yunanistan 106 108 110 88 97 102 83 90 93
Almanya 67 67 68 23 23 22 34 34 32
Belçika 127 131 128 42 41 40 33 31 31
Danimarka 54 56 59 9 9 9 17 16 15
Finlandiya 109 109 116 15 15 15 14 14 13
AB DIŞI ÜLKELER
TÜRKİYE 41 44 48 32 33 34 78 75 71
ABD (**) 95 94 99 19 20 20 20 21 20
İngiltere 87 84 96 21 21 21 24 25 22
Kanada 104 105 93 27 30 26 26 29 28
Avustralya 89 94 95 23 23 23 26 24 24

 

(*) Bu tablo Health at a Glance OECD Indicators raporunun 2021, 2023 ve 2025 yılları verilerinden hazırlanmıştır (**). ABD’deki sayılar fikir vermek için tabloda yer almıştır. Ancak zincir eczaneler ve eczacıların bu zincir eczanelerde ücretli olarak çalışmaları Ülkemiz için iyi bir örnek teşkil etmemektedir.

Ülkelerdeki eczacı sayıları ile toplum eczanesi sayıları arasındaki oran aslında o ülkedeki eczacıların çalıştıkları diğer alanların çeşitliliğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu tablo hazırlanırken yine tablo 2 de yer alan AB ülkeleri ve Türkiye’nin de dahil olduğu bazı AB dışındaki ülkeler esas alınmıştır.

Bu tabloyu değerlendirdiğimizde Yunanistan ve Türkiye’de diğer ülkelere göre bariz bir fark göze çarpmaktadır. Yunanistan’da her 100 eczacıya karşılık yıllara göre sırasıyla 83, 90 ve 93 eczane açıldığı görünmektedir ve dikkat çekici bir artış vardır. Bu yüksek oranın nedeni Yunanistan’da eczacılar için çalışma alanının toplum eczanesi dışında yetersiz oluşu şeklinde tahmin edilebilir.  

Ardından dikkati çeken ikinci ülke ise Türkiye’dir. Ülkemizde de her 100 eczacıya karşılık yıllara göre sırasıyla 78, 75 ve 71 eczane görünmektedir. Bu rakamlara göre Yunanistan ve Türkiye bütün ülkeler arasında eczacıların en yüksek oranda eczane açtıkları iki ülkedir. Diğer ülkeler arasında eczacıların en yüksek oranda eczane açtıkları ülke %38 ile İspanya en düşük ülkeler ise %13 ile Finlandiya, %15 ile Danimarka’dır.

Ülkemizde son yıllarda eczacı başına eczane sayısında orantısal olarak azalma gözlenmektedir. Bunun 2014 yılında 6197 sayılı kanuna eklenen 3500 kişiye bir eczane kısıtlamasının bir sonucu olduğu aşikardır. Ancak burada paradoks oluşturan konu bu kısıtlamaya rağmen Eczacılık Fakülte sayılarında artışa izin verilmesidir. Üstelik 2014 yılındaki bu kısıtlamadan sonra dahi eğitime başlayan Eczacılık Fakülteleri olmuştur.

Mezun sayısındaki artışın mevcut istihdam imkanları ile karşılanması mümkün görünmemektedir. Eczacıların istihdam alanlarından en büyük kapasiteye sahip olanı hiç şüphesiz toplum eczaneleridir. Bu konuda günümüzde ulaşılan sayı 31,000’i aşmıştır ve ülke genelinde ihtiyaç duyulan sayıyı çoktan aşmıştır. İkinci büyük istihdam alanı ise Sağlık Bakanlığıdır. Tablo 3 de bu rakamın 2024 yılı sonu itibarı ile 5,011 olduğu görülmektedir. Bakanlık bünyesinde en büyük istihdamı 425 ile TİTCK sağlamaktadır. Yine önemli sayıda istihdam sağlayan Devlet kurumlarından birisi de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı SGK olup burada da 70 eczacı çalışmaktadır. Bunların dışında Üniversitelerde 750 Eczacı Akademisyen görev yapmaktadır. 

İlaç endüstrisinde ise çalışan eczacı sayısı net olarak bilinmemekle birlikte 2000’in biraz üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. AB ve ABD bakıldığında tüm sektör çalışanları içerisinde eczacıların oranının sırasıyla 6.17 ve 6.8 olduğu görülmektedir (7) (8).   Ülkemizde ise ilaç endüstrisinde toplam istihdam 52,000’in üzerindedir ve yukarıdaki oranlar uygulandığında optimum istihdamın 3,500-4,000’i geçmeyeceği görülmektedir. Yani ülkemiz de ilaç endüstrisinde 1,500-2,000 civarında daha istihdam yapılabileceğini düşünsek bile bu rakam bir yıllık mezun sayısının yarısından azdır.  

Kısaca özetlemek gerekirse eczacılık mesleğinde istihdam imkanları ülkenin güncel ihtiyacını karşılamış ve önümüzdeki yıllarda da bir açık oluşmayacak rakamlara ulaşmıştır.  Nitekim Yükseköğretim Kurulu Başkanı Sn. Prof. Dr. Erol ÖZVAR, 20.12.2025 tarihinde AA’na verdiği demeçte; “YÖK olarak öğrencinin teveccüh etmediği programları yakından takip ediyoruz. 3 sene kontenjanı hep azalma seyri içerisinde olan programların kontenjanlarını ciddi oranda kısma yönüne gidiyoruz. Geçen sene devlet üniversitelerinde hangi programlarda kontenjanları azaltma yoluna gittiysek, bu düzenlemenin aynısını bu sene vakıf üniversitelerinde de yapacağız. Diş hekimliği, eczacılık, eğitim fakültesi programları, hukuk, psikoloji, mimarlık başta olmak üzere, öğrencilerimizin teveccühünün azaldığı veya resmi ve özel sektörden topladığımız veriler dahilinde yeteri kadar mezun sayılarına ulaştığımız programların kontenjanlarında yeni düzenlemeler yapacağız.” Bu konuya değinmiş ve kontenjan azaltılmasına gidileceğini açıklamıştır. 

 

Eğitim konusunda ise Prof. Dr. Levent Üstünes’in kaleme aldığı Mayıs 2025 tarihli ‘’Ulusal Eczacılık Dönüşüm Programı’’ başlıklı belge günümüz ve geleceğin eczacılığında ihtiyaçları, bu ihtiyaçların nasıl karşılanması gerektiği son derece açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor ve toplum eczacısını şu şekilde tarif ediyor ‘’ Toplum Eczacısı birinci basamak sağlık sistemine entegre, danışmanlık ve hastalık izlemi sunan sağlık profesyonelidir’’. Söz konusu raporda ülkemizde eczacılık eğitiminin büyük ölçüde teorik ve bilgi temelli eğitim modeliyle faaliyet gösterdiği; klinik uygulamalar, hasta merkezli eğitim, multidisipliner iş birlikleri ve saha temelli öğrenme ortamlarının sınırlı olduğu, simülasyon laboratuvarları, uygulamalı klinik eczacılık eğitimi, akredite staj alanları ve eğitici mentörlük gibi hayati yapıların yetersizliğinden ya da hiç olmamasından bahsedilmektedir (9). 

 

Biraz gecikmiş olmakla birlikte geleceğin eczacılığında eğitimin nasıl planlanacağı, nasıl şekillendirileceği hiç kuşkusuz YÖK’ün, Akademisyenlerin ve Devletin planlayıcı kurumlarının işi, ancak günümüzdeki en önemli problem ülkemizde ihtiyacın çok üzerinde yetiştirilen eczacı mezunlar ve bunların ne şekilde istihdam edileceği veya başka bir deyişle bu genç meslektaşlarımızdan ülkemizin nasıl yararlanacağı. Bir meslekte ihtiyacın bu kadar üzerine çıkılmışken, meslek mensuplarının neredeyse %20-25 inin işsiz olduğu gerçeği varken, kontenjanların düşürülmesi ile bu sorunun kaç yılda giderilebileceğini de düşünmeden edemiyor insan. 

Referanslar;

  1. Prof. Dr. Türkan YURDUN Prof. Dr. Emre DÖLEN: Eczacılık Tarihçesi. Türk Eczacılar Birliği web sitesi/ Tıp Dalları Tarihçesi Kitabında Yer Alan Eczacılık Tarihçesi Bölümü. 
  2. Health at a Glance 2025 OECD Indicators -OECD (2025), Health at a Glance 2025: OECD Indicators, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/8f9e3f98-en.
  3. Eurostat: Healthcare personnel statistics- dentists, pharmacists and physiotherapists.https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Healthcare_personnel_statistics_-
  4. TEIS. Tüm Eczacılar İşverenler Sendikası. İlaç Yok Mezun Çok.  https://www.teis.org.tr/post/i-la%C3%A7-yok-mezun-%C3%A7ok#:
  5. T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı. Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü. 2024
  6. Ecz.Esin İyiel. Kadının Adı Yok. Eczacının sesi dergisi https://www.eczacininsesi.com/ozgur-kose/kadinin-adi-yok.html 
  7. Atkinson Jeffrey, Nicholson Jane, Rombaut Bart. Survey of pharmaceutical education in Europe, Pharmine – report on the integration of the industry component in pharmacy education and training. Eur. Ind. Pharm. 2012; 1:3–7.
  8. Riggins J.L. Pharmacist employment and satisfaction trends at Eli Lilly and Company. DrugInform. J. 2000 < http://findarticles.com/p/articles/mi_qa3899/is_200010/ai_n8918570>
  9. Prof. Dr. Levent Üstünes. Ulusal Eczacılık Dönüşüm Programı. Mayıs 2025

 

Yazar

  • Ecz. M. Vedat Eğilmez

    Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatına yine aynı fakültede Farmasötik Kimya asistanı olarak başladı.

     

    1980 yılında, Tababet Uzmanlık Sınavını kazanarak Hıfzıssıhha Enstitüsünde farmakoloji ihtisasına başladı. 1984 yılında farmakoloji uzmanı ünvanını kazandı.

    1984-1993 yılları arasında Hıfzıssıhha Enstitüsünde Laboratuvar Şefliği, 1985-1993 yılları arasında ek görev olarak Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde GMP Müfettişliği ve İlaç Ruhsatlandırma Bilimsel Danışma Komisyon üyeliği görevlerinde bulundu.

    1993 yılında istifa ederek özel sektöre geçti. Promed İlaç’ ta Genel Müdür Yardımcısı, Adilna Sanovel İlaç’ta Yönetim Kurulu Başkan Danışmanlığı görevlerinin ardından 2000 yılından itibaren Abdi İbrahim İlaç’ta İş Geliştirme, Ruhsatlandırma ve Pazar Erişimi, Medikal ve Ar-Ge Direktörlüğü görevlerinde bulundu.

    2016 yılından itibaren, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikasında Kamu ve Akademik İlişkiler Koordinatörü olarak göreve başladı. Halen devam eden bu görevinin yanısıra 2011-2022 yılları arasında ECZAK ve ECZAKDER’de kurucu üye olarak Yönetim Kurulu üyeliği, Başkan Yardımcılığı ve 2019-2022 yılları arasında da İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

Paylaş